Bölge hakkında
Kapadokya: rüzgârın ve suyun yonttuğu topraklar
Kapadokya, İç Anadolu’nun kalbinde; Nevşehir, Kayseri, Aksaray, Niğde ve Kırşehir arasında uzanan yüksek bir yayladır. Milyonlarca yıl önce Erciyes, Hasan ve Göllüdağ volkanlarının püskürttüğü kül, bölgeyi kalın ve yumuşak bir tüf tabakasıyla örttü. Ardından rüzgâr, yağmur ve sıcaklık farkları bu tabakayı sabırla aşındırdı; geriye bugün “peri bacası” dediğimiz konik kayalar kaldı.
İnsanlar bu yumuşak taşı binlerce yıl boyunca oyarak evler, güvercinlikler, kiliseler ve hatta yerin onlarca metre altına inen şehirler kurdu. Göreme Milli Parkı ve Kapadokya Kayalık Alanları, hem doğal hem kültürel değeriyle 1985’te UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne alındı.
- 1985
- UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne girdiği yıl
- 3.916 m
- Bölgeye adını veren tüfü püskürten Erciyes Dağı
- ~85 m
- Derinkuyu yeraltı şehrinin derinliği
- 1.000 m+
- Bölgenin yayıldığı yayla yüksekliği
Keşfet
Kapadokya’da neler yapılır?
Gün doğumunda balon
Şafakla birlikte yüzlerce sıcak hava balonu vadilerin üzerine yükselir. İster sepette olun ister bir tepeden izleyin, günün en sessiz ve renkli anıdır.
Vadi yürüyüşleri
Güvercinlik, Kızılçukur, Güllüdere ve Aşk Vadisi; peri bacaları ve kayaya oyulmuş kiliseler arasında kıvrılan patikalar sunar.
Ihlara Vadisi
Melendiz Çayı’nın açtığı, yaklaşık 14 km’lik kanyon. Söğütlerin gölgesinde, su sesi eşliğinde, freskli kaya kiliselerinin önünden geçen bir yürüyüş.
Göreme Açık Hava Müzesi
Bizans dönemine ait, kayaya oyulmuş kiliseler ve şapeller; yüzyıllardır renklerini koruyan fresklerle.
Yeraltı şehirleri
Derinkuyu ve Kaymaklı’da yumuşak tüfün içine kat kat oyulmuş tüneller, odalar ve havalandırma bacaları.
Avanos’ta çömlek
Kızılırmak’ın kırmızı kiliyle asırlardır süren çömlekçilik geleneği; çarkın başına oturup kendi kabınızı şekillendirebilirsiniz.
At sırtında gün batımı
Kapadokya’nın “güzel atlar ülkesi” olarak anıldığı söylenir. Vadilerde at turu, manzarayı yavaş ve sakin bir ritimle görmenin yolu.
Uçhisar Kalesi
Bölgenin en yüksek noktalarından biri olan bu doğal kaya kaleden tüm Göreme vadilerine yukarıdan bakabilirsiniz.
Mat, taş ve gökyüzü
Yogayı Kapadokya’da yapmak neden bu kadar güzel?
Yoga “birleşmek” demektir: beden ile nefesin, toprak ile gökyüzünün, hareket ile durgunluğun buluşması. Kapadokya bu buluşmayı manzarasıyla zaten anlatıyor.
Gün doğumunda selam
Güneşe Selam’ı, ufukta yükselen balonlar ve pembeye dönen kayalar eşliğinde yaptığınızı düşünün. Nefes, ışık ve hareket aynı anda uyanır.
Derin bir sessizlik
Vadilerin içinde şehir gürültüsü yoktur; yalnızca rüzgâr, kuş sesleri ve kendi nefesiniz. Meditasyon için doğal bir sığınak.
Taşın içinde huzur
Binlerce yıldır barınak olan mağaralar yazın serin, kışın ılık kalır. Kayaya oyulmuş bir odada yapılan yin ya da nidra pratiği, toprağın kucağında dinlenmek gibidir.
Yaylanın berrak havası
Bin metrenin üzerindeki kuru ve temiz yayla havası, nefes çalışmalarını (pranayama) daha farkındalıklı kılar. Geceleri ise yıldızlar inanılmaz parlaktır.
Toprak ve gökyüzü dengesi
Ayaklarınız milyonlarca yıllık volkanik tüfe basarken bakışınız sonsuz gökyüzüne uzanır. Yoganın aradığı köklenme ve genişleme, burada manzaranın kendisidir.
Yavaşlamaya davet
Kapadokya acele ettirmez. Rüzgârın ve suyun sabırla şekillendirdiği bu taşlar, zamanın ve dönüşümün yavaş akışını hatırlatır.